“Biz her ümmete kurban kesmeyi bir ibadet/kulluk görevi kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar.
Unutmayın, İlahınız eşi benzeri olmayan tek bir İlahtır. O’na, sadece O’na teslim olarak hükmüne rıza gösterin!
(Ey Muhammed!) Tüm iyi yürekli, alçak gönüllü kimseleri Allah'ın hoşnutluğuyla müjdele.”(Hac: 22/34)
Kurban hakkında sorulan sorulara baktığımızda Müslüman kardeşlerimizin, epeyce bir kafa karışıklığı olduğunu görmekteyiz. “Yıllardır on ortak olarak kurban kestiklerini” söyleyenler bile oldu.
Eskiden fıkhı konular dar bir çevrede konuşulur, o muhitin Müslümanları hangi mezhebe bağlıysa sadece o mezhebin görüşleri anlatılırdı.
Bugün durum değişti…
-Küreselleşmenin bir sonucu olarak dünya artık iletişim noktasında küçük bir köy haline geldi.
-Farklı mezhep görüşleri paylaşılır oldu.
-Sosyal medya araçları hayatımızın merkezine oturdu.
-Bilgi kirliliği tüm hayatımızı kuşattı.
-Dini konularda ilgili ilgisiz herkes konuşmaya başladı.
-Konu hakkında yeterli bilgisi olmayan bir kısım Müslümanlar, “Kur’an bize yeter” deyip, Sünneti (Hz. Peygamberin söz, fiil ve onaylarını) ve İcma-i Ümmet’i yani (Müslüman âlimlerin ittifak ettiği konuları) önemsiz görmeye başladılar…
Ve daha nice sebepler bir araya geldi; Müslüman toplumda, şüpheler, tereddütler, meraklar, doğruyu araştırma, doğru bilgiye ulaşma noktasında sorular da artmış oldu.
Bazı Müslüman kardeşlerimiz de her konuda olduğu gibi “esas olan niyettir, samimiyettir, Allah rızasıdır” diyerek ibadetlerin sıhhat şartlarına gerekli hassasiyeti göstermiyorlar.
İbadetlerde elbette “Allah rızası, ihlas, samimiyet, huşu” önemlidir ancak şekil şartları da olmazsa olmazdır.
Mesela; Hayvanın yaşı, kesim usulü, hisselerin tartılması, kurbanlık hayvanın herhangi bir parçasının kasap ücreti olarak verilemeyeceği, ortakların her birinin vekâletinin alınması, ilgili ilgisiz kurum ve kuruluşlara vekâlet verilemeyeceği, çevre temizliği, ihtiyaç sahiplerini nasiplendirme gibi…
Kurban meselesini şöyle özetleyelim:
1-Kurban ibadeti; Kitap, Sünnet ve İcma-i ümmet’le sabittir. Kurban ibadeti “Şeairul İslâm”dandır. İslâm’ın olmazsa olmaz ibadetidir.
2-Kurban kesmek; akıllı, Müslüman, mukim (yolcu olmayan) ve dinen zengin sayılan (Kurban bayram günlerinde 81 gr. Altın ya da değerinde parası bulunan) her Müslüman üzerine vaciptir.
Küçük çocuk ergenliğe girmese de dinen zengin ise onun adına da kurban kesilmesi gereklidir. Yolcu olan kimse kurban keserse kurbanı geçerlidir.
3-Bir evde, bir ailede dinen zengin sayılan ve her birinin kendi adına nisap miktarı maddi imkânı bulunan herkesin kendi kurbanını kesmesi gerekir.
4-Küçükbaş hayvanlar (koyun, keçi) tek kişi için, büyükbaş hayvanlar da en çok yedi kişi için kurbanlık olabilir.
Koyun ve keçi kameri takvimle; (bir yıl 354 gün) bir yaşını, sığır ve manda iki yaşını, deve ise 5 yaşını doldurmuş olmalıdır.
İki yaşını doldurmamış bir hayvan “kapak atmış bile olsa” süt dişleri düşüp kalıcı dişler çıkması durumunda kurban edilmesi caiz değildir. İki yaşını doldurduğu halde kapak atmamışsa bu hayvan kurban edilebilir.
Ancak, doğumu kesin olarak bilinmeyen bir hayvan eğer kapak atmışsa kurban edilmesi caizdir.
5-Esas olan kurban kesmekle yükümlü olan kişinin bizzat başında durarak; her safhasında fiili olarak yer alarak kurban kesmesi, kestirmesidir.
Birden fazla kurban kesecek olan ya da kendisi ilgilenemeyecek durumda olan Müslümanlar “vekâlet yoluyla” yurt içinde veya yurtdışında kurbanlarını kestirebilirler.
Yerli üretici kardeşlerimizi görüp gözetmek vicdani sorumluluğumuz olsa da, daha ucuz olduğu için ya da fakir insanlar daha fazla olduğu için yurtdışında kurban kestirmede bir sakınca bulunmamaktadır.
6-Kurban alım satımında genel olarak üç usul vardır:
Birincisi; “Bu bir ibadettir azına çoğuna bakılmaz” deyip ortakların da rızasıyla göz kararı bir hesapla, tahmini bir ölçüyle satın almak…
İkincisi; Canlı olarak tartıp hayvanın kilosunu belirleyerek satın almak.
Üçüncüsü; Bir hayvanı belirleyip, kilogram fiyatı net olarak ortaya konup, hayvan kesildikten sonra (normalde hangi kısımları tartılıyorsa) tartıp satın almaktır.
Birinci ve ikinci seçenekte mutabık kalındıysa üçüncü seçeneğe zaten ihtiyaç kalmaz. Ancak alıcı ve satıcı hayvanın kilosu noktasında uzlaşamazsa üçüncü seçenek devreye girer.
7-Bazı marketlerin, alışveriş merkezlerinin “kilo garantili satış” yaptıkları satış kurban olarak geçmez. “Bana otuz kilo kemikli/kemiksiz et” gibi bir hisse alımı kurban yerine geçmez.
NOT:
Kurban veya herhangi bir konuda en doğru şekilde bilgilenmek için Diyanet İşleri Başkanlığımızın uhdesinde hizmet veren Alo: 190 fetva hattından faydalanılabilir.
Rabbim tüm ibadetlerimizi O’nun rızasına yaklaşmaya vesile kılabilmeyi nasip eylesin…
