Halil ÇELİK
Köşe Yazarı
Halil ÇELİK
 

YAZ KUR’AN KURSLARININ 6 HAFTAYA DÜŞMESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME !!!

Kâbe-i Muazzama’da Cuma namazını beklerken bu mesele üzerine birkaç değerlendirme yapalım istedik… Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki; Yaz Kur’an Kursları, bizim toplumumuzda çoğu zaman bir “tercih”ten ziyade bir “mecburiyet eğitimi” olarak görülmüştür. Neslimizin din eğitimi adına ayrılan en temel zaman dilimi maalesef bu dönem olmuştur. Halbuki pedagojik açıdan bakıldığında yaz dönemi; çocuklarımızın mental olarak yorulduğu, dikkat sürelerinin azaldığı, mevsim şartlarının ağırlaştığı ve eğitim verimliliğinin düştüğü bir süreçtir. Yıllardır hep şu cümleyi duyarız:“Halkımızın büyük çoğunluğu dinini yaz Kur’an kurslarında öğrendi…” Peki başka alternatif sunulmuş muydu ki? Bu söylem üzerinden Yaz Kur’an Kurslarının önemi vurgulanmış, yaz boyu eğitimin devam etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak meseleye ilmî, pedagojik ve sosyolojik açıdan baktığımızda; yaz döneminin tek başına din eğitimi için ne ideal ne de yeterli bir zaman dilimi olduğu açıkça görülmektedir. Bu sebeple sendikaların ve farklı çevrelerin meseleyi sadece “kazanım-kayıp” ekseninde ele almasını, karşılıklı kısır tartışmalar yürütmesini hayretle takip ediyorum. Yıllardır Yaz Kur’an Kursları üzerine emek veren bir İmam Hatip olarak, kurs süresinin 6 haftaya çekilmesini genel anlamda isabetli buluyorum. Ancak bunun sağlıklı bir netice verebilmesi için mutlaka devamının getirilmesi gerekmektedir. Peki ne yapılmalıdır? Bu 6 haftalık süreçte çocuklara yoğun bilgi yüklemek yerine; cami sevgisi, hoca sevgisi, Kur’an sevgisi ve dini değerler sevdirilmelidir. Eğitim; baskıcı değil, çocukların aidiyet hissini güçlendiren, tatil atmosferini tamamen yok etmeyen bir üslupla yürütülmelidir. Asıl din eğitimi yazla sınırlı kalmamalıdır. Okul döneminde de hafta içi ve hafta sonu programlarıyla eğitim devam etmelidir. Çocuklarımız için sürdürülebilir, planlı ve seviyeye uygun eğitim imkanları oluşturulmalıdır. Haftada en az 3 gün ve toplam 6 saatlik düzenli bir eğitim modeli ciddi katkı sağlayacaktır. Eğitimin takip edilebilir, sürdürülebilir ve kurumsal bir zemine oturabilmesi için; mihrap görevlilerinin eğitim faaliyetlerine daha aktif yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada okul dönemi kurslarında da Yaz Kur’an Kurslarında olduğu gibi ek ders ve haftalık ders saati uygulamalarının güçlendirilmesi önem arz etmektedir. Aksi halde yalnızca süreyi 6 haftaya düşürmek, tek başına bir reform değil; uzun vadede bir kayba dönüşebilir. Mesele süre değil; süreyi nasıl değerlendirdiğimizdir.Mesele bina değil; nesil inşa edebilmektir.
Ekleme Tarihi: 08 Mayıs 2026 -Cuma

YAZ KUR’AN KURSLARININ 6 HAFTAYA DÜŞMESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME !!!

Kâbe-i Muazzama’da Cuma namazını beklerken bu mesele üzerine birkaç değerlendirme yapalım istedik…

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki; Yaz Kur’an Kursları, bizim toplumumuzda çoğu zaman bir “tercih”ten ziyade bir “mecburiyet eğitimi” olarak görülmüştür. Neslimizin din eğitimi adına ayrılan en temel zaman dilimi maalesef bu dönem olmuştur. Halbuki pedagojik açıdan bakıldığında yaz dönemi; çocuklarımızın mental olarak yorulduğu, dikkat sürelerinin azaldığı, mevsim şartlarının ağırlaştığı ve eğitim verimliliğinin düştüğü bir süreçtir.

Yıllardır hep şu cümleyi duyarız:“Halkımızın büyük çoğunluğu dinini yaz Kur’an kurslarında öğrendi…”

Peki başka alternatif sunulmuş muydu ki?

Bu söylem üzerinden Yaz Kur’an Kurslarının önemi vurgulanmış, yaz boyu eğitimin devam etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak meseleye ilmî, pedagojik ve sosyolojik açıdan baktığımızda; yaz döneminin tek başına din eğitimi için ne ideal ne de yeterli bir zaman dilimi olduğu açıkça görülmektedir.

Bu sebeple sendikaların ve farklı çevrelerin meseleyi sadece “kazanım-kayıp” ekseninde ele almasını, karşılıklı kısır tartışmalar yürütmesini hayretle takip ediyorum.

Yıllardır Yaz Kur’an Kursları üzerine emek veren bir İmam Hatip olarak, kurs süresinin 6 haftaya çekilmesini genel anlamda isabetli buluyorum. Ancak bunun sağlıklı bir netice verebilmesi için mutlaka devamının getirilmesi gerekmektedir.

Peki ne yapılmalıdır?

Bu 6 haftalık süreçte çocuklara yoğun bilgi yüklemek yerine; cami sevgisi, hoca sevgisi, Kur’an sevgisi ve dini değerler sevdirilmelidir. Eğitim; baskıcı değil, çocukların aidiyet hissini güçlendiren, tatil atmosferini tamamen yok etmeyen bir üslupla yürütülmelidir.

Asıl din eğitimi yazla sınırlı kalmamalıdır. Okul döneminde de hafta içi ve hafta sonu programlarıyla eğitim devam etmelidir. Çocuklarımız için sürdürülebilir, planlı ve seviyeye uygun eğitim imkanları oluşturulmalıdır. Haftada en az 3 gün ve toplam 6 saatlik düzenli bir eğitim modeli ciddi katkı sağlayacaktır.

Eğitimin takip edilebilir, sürdürülebilir ve kurumsal bir zemine oturabilmesi için; mihrap görevlilerinin eğitim faaliyetlerine daha aktif yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada okul dönemi kurslarında da Yaz Kur’an Kurslarında olduğu gibi ek ders ve haftalık ders saati uygulamalarının güçlendirilmesi önem arz etmektedir.

Aksi halde yalnızca süreyi 6 haftaya düşürmek, tek başına bir reform değil; uzun vadede bir kayba dönüşebilir.

Mesele süre değil; süreyi nasıl değerlendirdiğimizdir.Mesele bina değil; nesil inşa edebilmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberguven.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.