“Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan (göklere ve yere eşdeğer olan) ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun (bunun için yarışın!)

O (muttakiler) ki, bollukta da darlıkta da infak ederler. Öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanların hatalarını bağışlarlar. Hiç şüphesiz Allah, güzel işleri yapanları sever.

Yine onlar, utanç verici bir iş yaptıkları veya kendi kendilerine bir kötülükle zulmettikleri ettikleri zaman, Allah’ı(n affını) hatırlayıp hemen günahları için bağışlanma dilerler.

Hem Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir ki? Üstelik onlar, yaptıkları kötülükte bile bile ısrar da etmezler.

İşte bunların ödülü, Rablerinden bir mağfiret ve orada yerleşip kalacakları zemininden ırmaklar akan cennet olacaktır. Çalışıp çabalayanlar için ne muhteşem bir ödüldür bu.”(Ali İmran: 3/133-136)

Kusursuz olan yalnızca Allah’tır. İnsan günahsız ve tertemiz olarak dünyaya gelir ancak hayat serüveninde bilerek veya bilmeyerek birçok günaha bulaşır.

Günah işlemek suretiyle “hem nefsine zulmeder hem de başkalarına haksızlık yapar.”

İmanlı Müslüman günahlarından rahatsızlık duyar. Çünkü iman ile isyan, iman ile inkâr, iman ile nifak aynı kalpte barış içinde yaşayamaz. Biri artarsa diğeri azalır. “Allah bir bedende iki kalp yaratmamıştır.”(Ahzab: 33/4)

Günahlarla kirlenen kalp Müslüman vicdanını rahatsız eder. Ona nefes aldırmaz. Müslüman günahını Hz. Peygamber’in (sav) nezih ifadesiyle “Başının üzerinde dikilmiş ve her an üzerine düşme tehlikesi bulunan büyük bir kaya gibi” görür.

Böyle bir ortamda gününü gün edebilir, zamanını “oyun ve oynaşta”(Enbiya: 21/3) geçirebilir mi? Müslüman bir an önce bu yüklerden kurtulmak ister.

Ne zaman geleceği belli olmayan ölüme tevbesiz yakalanmaktan ve Rabbinin huzuruna “günahkâr bir kalp”(Mutaffifin: 83/14) ile çıkmaktan korkar.

İşte tam da bu yüzden, her anını günahlarından kurtulmak için fırsat olarak görür.

Kendisine Rabbinin rahmet ve merhametinin bir lütfu olarak sunulan “mübarek gün, gece ve zamanları” arınmak, berat etmek, günahlardan kurtulmak için dört gözle kollar.

“Berat Kandili” bu anlamda, “borçtan, günah yükünden kurtulma, arınma, aklanma, günahsızlık beratini alma” anlamlarına gelmektedir.

Arapça eserlerde Berat Kandilini ifade etmek üzere, “Şaban ayının ortasındaki gece, Mübarek gece, Rahmet gecesi, Belge gecesi” tanımları kullanılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de bu kelimenin geçtiği ayetlere baktığımızda şu anlamlarla karşılaşmaktayız:

1-Temize çıkmak, temize çıkarmak:

“Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü Rabbimin rahmet ettiği müstesna, nefis şiddetle kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim, gerçekten çok bağışlayıp çok esirgeyendir.”(Yusuf: 12/53)

“Ey iman edenler! Sizler Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın! (Onlar eziyet ettiler de) Allah onu onların suçlamalarından temize çıkardı…”(Ahzab: 33/69)

Bu manada Berat, “Temize çıkmak, günahlarından arınmak için çaba sarf edenlere Allah’ın rahmet, merhamet ve mağfiret kapılarını ardına kadar açması” demektir.

            2-Uzaklaşmak, uzak olmak, ilişik kesmek:

“İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah’a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı…”(Tevbe: 9/114)

            Berat, bu ayeti kerimeye göre “en yakını hatta babası dahi olsa Allah’a isyan anlamına gelen davranış ortaya koyanlarla arasında mesafe koymak, onlarla içli dışlı olmaktan uzak durmaktır.”

            3-Günahlarla arasına mesafe koymak, günahkârların fiillerine tepki koymak:

“(İbrahim) ey kavmim!” diye seslendi, “Ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım!”(En’am: 6/78)

            “(Ey Muhammed de ki:) Ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım (o konuda hiçbir sorumluluğum yoktur.”(Hud: 11/35)

Berat, “dinlemek, kulak vermek, onaylamak, başka meclislere taşımak suretiyle başkalarının günahına ortak olmamak, günah işlenen fiili veortamı terk etmek” anlamına gelir.

            4-Elinde belgesi olmak, kurtuluş beratı bulunmak:

“Yoksa sizin için kitaplarda bir kurtuluş belgesi/berat senedi mi var? (Elinizde kurtulduğunuza dair Allah’tan bir senet var da ona göre mi kendinizi kusursuz görüyorsunuz?)”(Kamer: 54/43)

            Bu manada Berat, “elinde kurtuluşunu garanti eden bir belge varmış gibi kendini suçsuz, masum ve günahsız görmemek” demektir.

            “Al kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak nefsin yeter!”(Isra: 17/14) ayeti gerçekleşip, cennet müjdesi alana kadar çalışıp çabalamaya devam etmektir.

            Şunu unutmamalıyız ki, “bir gecelik imanla, bir gecelik ibadetle, bir gecelik pişmanlık, tevbeyle” bir ömrü kurtarmak mümkün değildir.

            İman, piyangodan çıkan bir bilet değildir. Tek bir hareketle “kurtuluş madalyası kazandıran” anlık bir çaba değildir.

            Öyleyse mübarek gün ve geceleri, “imanlı bir hayata adım atma, Allah’a kullukta temiz ve yeni bir sayfa açma, Şeytan’ın ve nefsin dürtülerine dur deme noktasında bir başlangıç noktası” olarak kabul etmeliyiz.

            Bir gecelik dahi olsa “Allah’ın görmek istediği yerde (mescitlerde) bulunma, görmek istemediği yerlerden uzak durma” gayreti olarak görmeliyiz.

            Ve bilmeliyiz ki, “Allah zerre kadar iyilik yapanların mükâfatını asla zayi edecek değildir.”(Hud: 11/115)

            İman edenlerin büyük çoğunluğunun Allah’ın mescitlerinde “ibadet etmeleri, kulluk antlaşmasını yenilemeleri, Rableri huzurunda huşu içinde bir arada omuz omuza ve gönül gönüle bulunmaları” o mekânlara rahmet ve mağfireti sağanak sağanak indirecektir.

            Ne ki, “elinde sadece küçük bir tas bulunan kimse bir ırmağa da gitse, okyanustan da doldursa elindeki tasın alacağı su aynı olacaktır.”

            Yürek tasını, gönül kabını tüm merhameti alabilecek kadar geniş ve büyük tutmak arzu edilen neticeye ulaşmanın yoludur.

            Bu gece ne yapmalı? Nasıl değerlendirmeli?

            -Gündüzünü oruçlu geçirmek gecesinde ibadet etmek,

            -Tevbe istiğfar etmek, günahlarının farkına varıp pişmanlık duymak,

            -Namazlarını cemaatle kılmaya gayret etmek,

            -Kaza namazları kılmak,

            -Mescitlere koşup ibadetlere, dua ve yakarışlara ortak olmak,

            -Geçmişlerin ruhlarını dua ve Kur’an ile şad etmek.

            -Allah’ın razı olacağı bir kulluğu yaşama kararlılığını göstermek.

            -Kur’an ve Sünnetle barışmak.

NOT: Önümüzdeki Cuma gününü Cumartesiye bağlayan (19 NİSAN 2019) gece “BERAT KANDİLİDİR.” Rabbim Müslümanca bir hayata vesile kılsın inşallah…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.